Mekanınız/ürününüz bu sayfalarda samimi bir şekilde tanıtılsın ister misiniz? İletişime geçin. irazcablog [at] gmail.com
Kitap/Egitim etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Kitap/Egitim etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Online Etimoloji Sözlüğü (İngilizce)

Online Etymology Dictionary, İngilizce'deki kelimelerin etimolojik kökeniyle ilgilenenler veya dilbilim alanında proje hazırlayan biz filologlar için çok faydalı bir tool.

Herhangi bir kelime girdiğinizde, o kelimenin Latince kökenine veya İngiliz dili tarihindeki bilumum kullanımlarına ulaşabiliyorsunuz.

Faydalı olarak etiketliyor ve hemen paylaşıyorum.

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

Arthur C. Clarke'ı kaçınız tanıyor?



Kurgu dünyası, çok değerli bir kurucusunu kaybetti. 90 yaşında bizleri bırakıp, belki de bize senelerdir anlattığı dünyasına göç eden Clarke, biz kurguseverler için önemliydi.

Childhood's End, 2001: A Space Odyssey, Time's Eye, The Sands of Mars gibi kitapları ve daha nicelerini literatüre gururla katan C. Clarke'ın, solunum yollarındaki bir problemden dolayı yaşamını yitirdiği söyleniyor.

Popüler kültürdeki yerini, son zamanlarda yapılan film adaptasyonlarıyla bulan Arthur C. Clarke, esasen bilimkurgunun en ayakları yere basan yazarlarından biriydi bence. Kitaplarıysa, yeni nesil kurgu tutkunlarının raflarında hayat bulacak..

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

Yüksek Lisans: ve 2007-2008 Bahar dönemi başlar...

Başlar mı? Başlar. Yüksek lisans yaptığımı söylemiştim ya. Neyseki birinci dönemi bitirebildim yıkıla döküle. İkinci döneme gelince, bu dönem aldığım 4 dersin 2'sine iş nedeniyle gidemeyeceğim gibi görünüyor.

Dolayısıyla yüksek lisansımı an itibariyle en az bir yıl uzatmış bulunuyorum. Aman ne acelem var değil mi? Üniversiteyi bitirdim nasıl olsa.

Ya o değil de. Sanırım benim akademisyen olmam mümkün değil. Şu Akademik dili kullanamıyorum/yazamıyorum bir defa. Sonra kafayı toplayamıyorum. Dikkat seviyem acaip düşük.

Kafamda bir sürü tilki geziyor, birinin kuyruğu diğerine değmiyor desem yeri. İş çok yoğun. Yüksek lisans özveri istiyor. Bütün verileri veriyorum en özden ama, insani ihtiyaçlar bana mısın demiyor. Vücudum uyku istiyor. Uykudan kestiğim zamanları hastanede annemin yanında geçiriyorum. Eve en erken geliş saatim gece 12. Banyoydu, tırnak kesmeydi, yemek yemeydi derken saat 1 oluyor. Yat geberlik. Sabah 6'da kalk, tekrar işe git.

19.00'da işten eve gel. Sevgiliyi de görmek gerek, insan bünyesi sosyalleşmek ister. Ev kirlenmiş, evi de temizlemeli. Sonra yemek yapmak lazım.

Eve dönüş saati gece 00.00. Sabah gene 6'da kalkmak lazım.

Kariyer mi? Pardon? Makale derken?
Ağır işitiyorum ağabey.

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

Tiyatronun popülerliğini öldüren etmenler..



Drama dersinde bu hafta, tiyatronun popüler bir eğlence biçimi olmaktan çıkıp, nasıl bir "müze" aktivitesi haline gelmesinde rol alan faktörleri değerlendirdik.

Bu durumda, çabukça inceleyecek olursak, şu faktörler tiyatronun toplumsal & popüler bir sanat olmasını yavaş yavaş bitirdi:

  1. Filmin bulunuşu (1895); sesli filmler (1930); renkli ve sesli filmler (1950)
  2. Radyo. (ve radyo tiyatroları) (1922).
  3. Otomobilin bir rekreasyon olarak kullanılması. (1922).
  4. İzleyicili sporların büyük toplulukları bir araya getirmesi; Stadyumlar, yeni bir toplumsal eğlence.
  5. Televizyon (1933, 1945, 1950, 1960)
  6. Bilgisayar.
  7. Video kasetler.
  8. DVD & Internet.
  9. Cep telefonları.

Ve tiyatronun tabutunu kapatansa; tabii ki son dört madde.

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

Nazım Hikmet'in kaleminden taze sesler -- "Dört Güvercin"


Dün Radikal gazetesi internet baskısında bu habere rastladım. Nazım'ın hiç yayınlanmamış, kendi kaleminden çıktığı halde gözleyebileceğiniz bu hoş kelimeler, sağladıkları görsellikle bütünleştiklerinde, insanı, tüylerini ürperten bir duygu yelpazesinin esintisine bıraktırıyor. Haberle ilgili detayları okumanızı tavsiye ederim.
Resim, Radikal gazetesinin sağladığı link üzerinden alınmıştır.

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

From Morn to Midnight (Georg Kaiser)

Bugün bir oyun üzerine birkaç kelime edeceğim. Euro-American Drama dersimizde bu hafta işlediğimiz oyun, Georg Kaiser'in "From Morn to Midnight (Von Morgens bis Mitternachts)" isimli oyunu işledik. Alman drama tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu hocamız sayesinde öğrendiğimiz bu oyun, episodik formda yazılmış, toplumsal problemlerin ve kişisel bir arayışın öne çıktığı bir eser. Aynı zamanda da, expressionism (dışavurumculuk) akımına uygun olarak yazılmış ve detaylı olarak incelendiğinde, okurun gözünde başkalaşan bir oyun.

Basitçe anlatmak gerekirse, dışavurumculuk; dış dünyanın, birey tarafından subjektif bir biçimde ve yapısı yine subjektif olarak bozularak temsil edilen sanat akımına deniyor. Dışavurumcu tiyatro eserlerinin önemli özellikleri; ışıkta keskin geçişler, alışılmadık ışık renkleri/tonları, abartılı makyaj, gerçeklikten uzak kostümler, dekorların gerçekten uzak bir şekilde olması/büyütülmesi/küçültülmesi gibi subjektifliği öne çıkaran elemanlar.

From Morn to Midnight'ta, hiçbir karakterin özel bir ismi yok. Karakterler; Kasiyer, Beyfendi, Hanımefendi, Misafir gibi genel isimlerle tanımlanıyor çünkü bu oyunda, "Cashier" olarak temsil edilen karakterin kendi gözlerinden dış dünyanın onun kafasında temsil ettiklerini, ve bunların dibine doğru yaptığı içsel yolculuğu inceliyoruz.

Ufak bir araştırma sonucunda oyunun Türkçe'ye Bir Gün İçinde ismiyle, Kemal Kaya tarafından çevrilmiş olduğu bilgisine ulaştım ancak ben hiçbir kitabevinde bulamadım baskısını. Büyük olasılıkla nadir bir kitap.

Oyunun beni çok etkilemesinin bir diğer sebebi de, veznedar olan ana karakterin değişen dünya tarafından "makinalaşmış" bir biçime sokularak temsil edilmesi. Dönemde, bankalarda, vezneler/para alınan-verilen kısımlar bir kafesle ayrı tutulurmuş güvenlik açısından. Kaiser bu durumu alıp, dışavurumcu sahneye çekerek, tam bir kafes yerleştirmiş oraya hayalinde. Burada gördüğümüz şey de, ana karakterin işi içerisinde gerçekten "hapsolduğu" ve insan ruhunun yenilenen dünya tarafından mekanik hale getirildiği.

Karakterde kendimi buldum biraz da. Hepimiz içinde bulunduğumuz dünyanın teknolojik/kapitalist düzeninde makinalaştırılmıyor muyuz? Hepimiz Cashier gibi kafeslerin arkasına konmuyor muyuz?

Edebiyata ve tiyatroya ilgi duyanlar ve sorgulamayı sevenler, bu güzel oyunu okuyarak güzel bir bakış açısı fark edebilir.

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

Telefonda ingilizce konuşmak...

İngilizce biliyorsunuz. Senelerdir gramer öğrendiniz. Özgeçmişinizde ingilizce ile ilgili kısımda "Çok İyi" yazıyor. Belki bu özelliğiniz sayesinde süper bir işe giriyorsunuz. Ve o an geliyor, he/she/it'ini çok iyi bildiğiniz ingilizce, telefonda "Hello" diyen bir sesle kabusunuz oluyor.

Siz de telefonda eli ayağına dolaşanlardan mısınız? Hem de yabancı bir müşteriniz projesinin son durumunu öğrenmek için beklenmedik bir anda sizi ararken?

Aynı zamanda ingilizce öğretmeni olduğumdan önceki yazılarımda bahsetmiştim. Arkadaşlarımdan bana gelen sorunlar arasında en büyüğünün, "ingilizce bilmesine rağmen telefonda ingilizce konuşamayan" insanlarda olduğunu gördüm.

Bunun üstesinden nasıl gelinir? Eğer gramer ve kelime bilginizin yeterli olduğunu düşünüyor ama buna rağmen telefon stresinden kurtulamıyorsanız, şunları deneyin:

-Karşınızdakinden yavaş konuşmasını isteyin! Hızlanırsa, tekrar hatırlatın!
-Karşınızdaki "anladın mı/tamam mı" gibi onay isteyen sorular soruyorsa, anlamadığınız halde evet diye cevap vermeyin. Tekrar, yavaş yavaş anlatmasını isteyin.
-Telefon çaldığı anda bildiğiniz tüm ingilizce kelimeler kafanızdan gidiyorsa, telefonda kullanılan en temel birkaç cümle kalıbını bir kağıda not edin, bu kağıdı da masanıza yapıştırın. Zor durumlarda hayat kurtarıcı olabilir.
-Korkmayın! Karşınızdaki insan sizin anadilinizin İngilizce olmadığını biliyor!
-Bookmarklarınızda Zargan benzeri bir sözlük olsun. Telefonla konuşurken çabucak bu sözlüğü açabilir ve bilemediğiniz kelimelerin anlamını bulabilirsiniz.
-Karşınızdakinin söylediği önemli noktaları not alın! Telefonu kapattığınızda ne konuştuğunuzu hatırlamakta hayat kurtarıcı olacaktır.

Yukarıda saydıklarımı, ingilizce olarak ifade edemeyeceğinizi düşünüyorsanız, derhal profesyonel yardıma başvurun.

Üniversite mezunlarının çoğunun özgeçmişinde ingilizcesi ÇOK İYİ olarak belirtilir, ancak gerçekten çok az insan ingilizceye tam olarak hakimdir. Bir dili ÇOK İYİ bilmek demek; o dilde kusursuz bir şekilde yazabilmek, düşünebilmek, kelimelere hakim olmak, cümle yapısını kavramak, eleştiri yapabilmek, anlamak ve KÖTÜ BİR TELAFFUZLA OLSA BİLE akıcı bir şekilde konuşmak demektir. Bu kriterleri karşılamadığınızı düşünüyorsanız, vakit geçirmeden çalışmaya başlayın. İşe, filmleri İngilizce dublajlı ve alt yazısız izleyerek başlayabilirsiniz.

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

Literary Canon Formation and Value Criticism

Arkadaşlar aşağıdaki sunum, Edebiyatta Kanon Oluşumu ve Değer Eleştirisi konusu üzerine hazırladığım basit bir gözden geçirmedir. Derste sunduğum bu notlar, konuyla özel olarak ilgilenenlerin veya edebiyat öğrencilerinin ilgisini çekebilir. Ve yine, powerpoint dosyasını film gibi izlememizi sağlayan AuthorSTREAM'e çok teşekkür ediyorum tabi :)


A brief review of the topic 'Canon Formation and Value Criticism' -- powerpoint I file I have prepared for the Literary Theory in Praxis I class.

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

Kurgu meraklılarının başı sağolsun -- Metin Demirhan'ı kaybettik..

Fantastik Sinema blogunun sahibi, Türk Sinemasını yeniden değerlendiren efsanevi adamı, karikatürist, anlayış uzmanı, arşivci, dev bir birikime sahip bir adam..

kurgunun, yeraltının Türkiye'deki babasıydı Metin Demirhan.. Ne yazık.. Kaybettik..

(bkz: metin demirhan)

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

"Hedda Gabler"

Euro-American Drama dersinde bu hafta, Ibsen'in Hedda Gabler isimli oyununu inceledik. Realist ve naturalist bir oyun, ve toplum problemleri üzerine kurulu, toplumsal mesajlar içeren, yalın, bildik bir eser. Her kadının aslında "evinin kadını" olmak için doğmadığını; bazı kadınların özgür olması gerektiğini ve evlilik hayatına adapte olamadıkları yorumlarına sayesinde varılabilecek bu kitap, şimdiye kadar okuduğum dramaların içerisinde belki de en etkilisiydi. Yer yer trajikomik bir dille izleyicisini iğnelerken, bazen de Hedda'nın trajedisine üzebiliyor. Uçlarda gezen kadınların kesinlikle okuması gereken bir oyun, bence.

Hoş, sahnelenmesi için yazılan oyunları okumak pek keyifli değil, katılıyorum. Kim bilir, belki Hedda Gabler tarzı bir oyun bir gün Türkiye'de de sahnelenir..

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

Yüksek lisans mülakatlarında yaşadıklarım..

Tatil dönüşünden sonra ayrı bir bomba, İzmir'e döndüğümün sabahında apar topar yüksek lisans mülakatlarına koşturmamdı. İki ayrı yerde, aynı saatte olmam gerekiyordu ki bu teorik olarak imkansız değilse de, benim açımdan biraz zor olacaktı. Elimdeki sınav giriş kağıtlarına baktım; saat 9.30'da Radyo TV bölümünde, ve yine 9.30'da İngiliz Dili bölümünde olmam gerekiyordu. Pek hoş. "Aman yaa çıkarız içinden ne yapayım yani" umursamazlığını takılarak, zaten yıllarımı geçirdiğim fakülte bahçesinden çayımı alaraktan tuttum bizim bölümün yolunu.

Edebiyatçılar her zaman ağır çekimdir, baktım daha liste asılmamış bizim bölümde, aşağıya, Radyo TV bölümüne indim. İnmemle adım okundu, ilk sıradaydım zira. Mülakat toplam 3 dakika sürdü. "Adın ne?", "Neden yüksek lisans yapmak istiyosun?", "İletişim teorilerinden örnekler verir misin?", "Mmm. Teşekkürler." Sanırım bu kadar kısa bir mülakatla, beni almayacaklarını kesinleştirdiler :) Olsun, denedim derim ileride, yine de. Akabinde İngiliz Dili'ne yukarı çıktım, yine adım okundu! Hocalar tanıdık aman sohbet ederiz altı üstü diyodum ama, gerçek bir oturum oldu. "Can you define Edgar Allan Poe's definition of short story?", "What's symbolism and how can you give examples?", "On which theories would you like to build your MA thesis?", "Who are your favourite writers and what's your favourite genre? Why?" ... Genel olarak iyi geçtiğini düşünüyorum mülakatın ama benden daha iyiler vardır elbet. Pazartesi listeler asılacakmış, ya istediğim yüksek lisans eğitime başlayabilecem, ya da kendime olan güvenimi yerlerden toplıycam. Göriciiiz.

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

Ortaçağ Avrupası'nda Cadılar ve Cadı Avı

Ortaçağ kültür tarihi; şövalyeler, kara kapılı şatolar , witchcraft, Chaucer, first amongst the others, Avalon gibi kelimeler sizde bir şey çağrıştırıyor mu? St. Augustine'nin itiraflarını hiç okudunuz mu? Kilisecilik, kilisenin etkileri, şatolar, karanlık çağ? Peki ya Gülün Adı isimli kitap? Onu da mı duymadınız? A Knight's Tale'i izlemiş miydiniz? Haçlı seferleri, sagalar, Nibelunglar Destanı? Bu saydığım kavramlardan bir-iki tanesine daha önce ilgi duyduysanız, az sonra tavsiye edeceğim konuyu dikkatle okumaktan zevk alacaksınız. Yok, daha önce ortaçağ kültür tarihini hiç merak etmemiş, Dante okumamışsanız, zaten yazının devamını okumak sizin için çok sıkıcı olacaktır, burada ayrılabilirsiniz benden.

Ortaçağ benim için her zaman keşfedilmesi gereken, hakkında okunması gereken bir konu olmuştur. Üniversitedeyken, uzmanlık alanı Karanlık Çağ olan hocamızın bize bu devri sevdirmesinden midir nedir, bende ortaçağ dönemine karşı bir ilgi gelişti. Biliyorum, saçma gelebilir, ancak hakkında okunacak materyallerin bitmeyeceği bir dönem bu. Bakmayın siz, Karanlık Çağ olarak adlandırıldığında. Dante ile o dönemin kozmolojisi hakkında yorumlar oluşmuştu. Klasik metinler çevrilerek okunduğu bu dönem, teolojinin tam da olumlu taraflarını öne çıkarıyordu. Bugün oynadığımız frp oyunlarının, izlediğimiz birçok vizyon filmlerinin temelleri, aslında Orta Çağ'dan geliyor.

Uzatmadan, konuyu zaten bilenler için enteresan bir Türkçe kaynak tavsiye edeceğim. Haydar Akın'ın, Ortaçağ Avrupası'nda Cadılar ve Cadı Avı isimli kitabı. Gerçekten çok detaylı yazılmış, kaynak olarak kullanılabilecek, ilgili makalalerde kendisine atıf yapılabilecek nitelikle kapsamlı bir eser. Birçok katliamlara sebep olan cadı avı, bu dönemde insanların neleri "cadılık" olarak tanımlayıp, nasıl da acımasızca cezalandırdığını, oldukça bilimsel bir dille anlatıyor. Büyü çeşitleri, bağlama büyüleri, Cadı kimliği, Cadılık inancı gibi kavramların üzerinde çok detaylı bir şekilde duran kitap, gerçekten okunmayı çok hakediyor. Bendeki kopya, DOST yayınlarından, 404 sayfa.

Geçmişi merak eden kara şövalyeler! Bu kitabı mutlaka okuyun!

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

Cocuklara ingilizce ogretmek icin faydali siteler..

Bookmarklarimda ogrencilerim icin kullandigim, beginner duzeyi icin yardimci olabilecek kaynak siteleri paylasiyorum.. Linkler ogretmenlere yoneliktir..


The EFL Playhouse.
Teaching English.
Classroom Games and Activities.
Clipart Collection.
EFL Links.
ESL for Children.
English as a Second Language.
My English Zone.

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

İngilizce alıştırmalar -beginner-

Elimde, ingilizce ogrenmeye niyetlenen arkadaslarim icin hazirladigim beginner duzeyinde calisma alistirmalari vardi. Sagda solda daginik daginik duruyolar. Onlari yavas yavas toparlayip, bu postun icerisinde birlestirmeyi planliyorum.. Asagidaki kisimlari inceleyebilirsiniz. Bu post guncellenmeye devam edecektir..

* * *

English articles (İngilizce’de betimleyiciler)

Indefinite articles (belirsizler): a / an
Definite articles (belirliler) the

Examples:

- It’s a pizza.
- It’s an orange.
- It’s a table.

(KURAL: isim sessiz harfle başlıyorsa, isimlerin önüne “a” getiririz. İsim sesli harfle başlıyorsa, isimlerin önüne “an” getiririz.)

-Write a or an.

1. It’s __ pizza.
2. She is ___ adult.
3. It’s _________ umbrella.
4. This is ____ computer.
5. This is ____ book.
6. Izmir is ____ city.
7. You are ___ good boy.
8. This is ____ street.
9. Hey – this is ___ cat.
Learn the words!
(Kelimelerin anlamlarını öğrenerek, yandaki boşluğa yazınız).

SHARP:_____________________________________

SWEET:_____________________________________

IMPORTANT:_________________________________

CHEAP:_____________________________________

HOT:_______________________________________

BEAUTIFUL:_________________________________

YOUNG :____________________________________

LATE:_______________________________________

STUDENT: ___________________________________

WORKER:____________________________________

Make sentences. Use am, is, are.

- These knives ___________ sharp.
- Sugar ______________ sweet.
- Good health ________ important.
- The books __________ cheap.
- Fire _________ hot.
- You __________ beautiful.
- Erdem’s children _________ young.
- You __________ late.
- My name _______________ Fatma.
- I _______________ 15 years old.
- I ___________________ a worker.
- Jack _________ my friend.
- We __________ students.

PRESENT CONTINUOUS (ŞİMDİKİ ZAMAN)

Şimdiki zamanın yeri aşağıdaki gibidir, geçmiş değil, gelecek değil, şu an yaptığımız bir işi anlatır. Bu zamana ait bazı kelimeler:
-now
-at the moment
-still

Examples:
You are watching TV.
Are you watching TV?
You are not watching TV.
You are learning English now.
You are not swimming now.
Are you sleeping?
I am sitting.
I am not standing.
Is he sitting or standing?
They are reading their books.
They are not watching television.
What are you doing?
Why aren't you doing your homework?

Form:
I am (I'm)
You are (You're)
He, She, It is (He's, She's, It's)
We, You, They are (We're, You're, They're)

am not (I'm not)
You are not (You aren't)
He, She, It is not (He, She, It isn't
We, You, They are not (We, You, They aren't)

Are you/we/they listening to me?
Is he/she/it listening to me?


Complete the sentences!

He ________ a book at the moment. (read)
I ______________ TV. (not watch)
She ________________ basketball. (play)
The bus __________. (come)
She ___________ documents. (type).
Lisa _____________. (study)
Ali _____________ at the pool (swim).
I ______________ to children (teach).
You _____________ a car. (drive).
He ___________ football. (not play).
I _____________ a book (write).


Read More...
AddThis Social Bookmark Button

Hukumdar (The Prince) uzerine notlar, anahtar noktalar..

  • gucu kazanmak ve elde tutmakla ilgilidir - politika!!
  • guc dengelerinin hesaplari anlatilir ve ba$arizlik ornekleri sunulur.
  • Yazar daha cok kazananlarin tarafindadir.
  • Machievellism bir ronesans dusuncesidir ve humanizmle de alakasi kurulabilir.
  • Humanizimde, zira, basarisizliklar onemsizdir.
  • Insan dogasi zaten kotudur, oyleyse hukumdar da kotu olmalidir..
  • "the end justifies the means" -- sonuc odakli guc dengeleri onemlidir. amac ugruna her sey mubahtir..
  • Guclu olanin anlasilmasi icin, hukumdarin zulum etmesi gerekir.
  • Bireysel ve toplumsal kotuluk bu kitapta sunulan oneridir.
  • Butun bunlara ragmen, bu kitap tam bir cozum onermez.
  • Eger bir hukumdar varsa, halk her zaman "oteki" olur.
  • Yonetici hicbir zaman oteki degildir.
  • Bu eser, insan dogasinin hep yanlis anlasilmasindan oturu anlasilamamistir.
  • Son olarak, bu kitaba gore, eger bir orgutlenme varsa, basinda mutlaka bir hukumdar olmalidir..

Read More...
AddThis Social Bookmark Button

"Siz Diyettesiniz"


Arkadasim, Mehmet Oz'un yeni kitabi olan "Siz Diyettesiniz"i satin aldigindan bahsediyordu, ilk duydugumda cok da onemsememi$tim.. Arada soruyordum, "nasil gidiyor kitap diye?", "saglikli beslenmeyle ilgili cok sey ogreniyorum" dediginde acikcasi biraz da dalgaya almistim onu.
"Ee, zayiflama kismi ne zaman?" dedigimde, daha ogrenecegini soyluyordu. Uzun bir zaman kitapla beraber gezdi arkadas. Ofiste her gun ogrendiklerini anlatiyordu, "ac kalmak gerekli degil", diyordu. Cok guzel yonlendiriyormus kitap, klasik diyet psikolojisinden insani cikararak, hayati kolaylastiriyormus. Ben arkadasimin bu sozlerini, elimdeki eti cin ve sekerli kahveyi gotururken, cok da sallamiyordum..

Sonra birden ben de etkisine girdim.. Arkadasim elinde taze meyveler, cig kuruyemisler, tam bugday ekmekli sandwicleriyle is yerine gelmeye baslayinca, sabahlari yedigim o yagli pogacadan ve gobegimden utandigimi soylemeliyim..

Yavas yavas benim de ilgimi cekmeye basladi kitap ve sonunda okumak icin ondan odunc aldim.. Diyebilecegim su ki, gercekten saglikli yasayarak diyet yapmak isteyenlerin kesinlikle ogrenmesi gereken mukemmel detaylari anlatan bir kitap bu. Insani kararsizliktan dogruya yonlendiriyor ve bunu cok basit onerilerle sagliyor. Ne yaparsak yapalim egzersizleri ihmal etmemiz gerektigini bize onerirken, saglikli diyet yemekleri de oneriyor.

Fazla ayrintiya girmeyecegim, bence kilo/saglikli beslenme problemi olan herkes okumali ve dogrulari ogrenmeli. Yani su ici bos diyet kitaplarindan biri degil bu. 10 dakikalik egzersizler, saglikli besinler, kilo vermenin saglik acisindan onemi, bel cevresindeki yaglarin sagligimiza etkisi gibi konular uzerinde derin aciklamalara yer veren bu kitap, bolumler icerisinde toparlanmis, incelemesi kolay formatiyla da son derece akilda kalici bence..

Biz bu kitabi okuduktan sonra, sabahlari cavdar ekmekli kahvalti etmeye baslayip, simit ve pogaca yemeyi biraktik. Oglenleri yagli iskenderler yerine, evimizden getirdigimiz hafif gidalari tuketiyor, karnimiz aciktikca dusuk kalorili besinlere yonelip, meyve tuketiyoruz..

Sicak falan demeden her gun hareket etmeye basladik.
Mutluyuz yani. Guzel seyler bunlar.

Read More...
AddThis Social Bookmark Button